Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Türkiye, Batı ile ilişkilerini geliştirmek adına kendisine verilen her görevi, kurşun asker gibi yerine getirmeye çalışırken, dahil olduğu hiçbir organizasyonda kayda değer bir sonuç alamadı. BM'nin raporunu yok hükmünde sayan Türkiye, BM'nin himayesindeki Medeniyetler İttifakı projesi eşbaşkanlığından vazgeçmiyor. Medeniyeter İttifakı projesi binbir sıkıntı içinde olan Müslüman coğrafyanın yararına henüz bir iş yapmış değil.
Medeniyetler ittifakı da BM himayesinde
Mavi Marmara saldırısının ardından İsrail'i kınamakla yetinen ve meseleyi BM'ye taşıyarak zaman kazanmaya çalışan Türkiye, BM'nin tarafından hazırlanan Palmer Raporu'n da da istediğini alamadı. İsrail'in Gazze ablukasını meşrulaştıran rapor sonrasında Türkiye'den yapılan "BM raporu bizim için yok hükmündedir" açıklaması ise, geçtiğimiz günlerde toplanan 'Medeniyetler İttifakı' projesini yeniden akıllara getirdi. Söz konusu proje, BM'nin himayesinde hayata geçirildi ve Türkiye ile İspanya'nın eş güdümünde yürütülüyor.
Batı politikalarının güdümünde
İspanya Başbakanı Luis Rodríguez Zapatero'nun 2004'te BM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada ortaya atılan Medeniyetler İttifakı projesi, BM'nin himayesinden Türkiye'nin de desteği alınarak hayata geçirildi. Medeniyetler İttifakı girişiminin nihai taslağında, Batı ve İslam dünyası arasındaki gerilimin dini değil politik olduğunun altı çiziliyordu. Batı dünyasının, özellikle soğuk savaş sonrasında kendisine yeni düşman olarak belirlediği İslam'a ve İslam coğrafyasına karşı mütecaviz eylemleri devam ederken, böylesi bir girişimin Huntington'un "Medeniyetler Çatışması" tezinin panzehiri olduğu iddia edildi.
Müslüman ülkeler yansın umurlarında değil
AB ve Dış İlişkiler Daire Başkanlığı'nın internet sayfasında "Zengin içeriği, kapsamlı tavsiyeleri ve somut analizleriyle medeniyetler arasında çatışmaların önlenmesi, gerginliklerin azaltılması, barış ve işbirliğinin arttırılması için günümüz sorunları karşısında teşebbüse, eyleme dayalı yaklaşımı vurgulayan, 21. yüzyılın barış projesi" olarak nitelenen Medeniyetler İttifakı projesi, geçtiğimiz aylarda vuku bulan Arap Baharı'na ve ülkeler arasında yaşanan çatışmalara nedense hiç müdahil olmuyor. Projenin eş başkanlarından olan Türkiye, Mısır ve Suriye konularında net bir tutum alıp kararlı davranamadığı gibi, Libya'da Kaddafi sonrasındaki Batılı ülkelerin doğal kaynaklara hücumlarını da izlemekle yetindi. Bu üç kritik meselede de, Medeniyetler İttifakı eş başkanlarının dişe dokunur bir eylemlerine rastlanmadı. Akıllara bu İttifak kimin işine yarıyor, sorusunu getiriyor.
BM'nin hizmetinde BM'ye karşı
Küresel sistemin hemen tüm kurumlarıyla kusursuz bir koordinasyon içinde çalışan Türkiye, Medeniyetler İttifakı projesinde de BM'nin himayesinde görev almayı kabul etti. Bu anlamda, birkaç ay önceki NATO'nun kanlı Libya operasyonuna da anında dahil olan Türkiye'nin, BM'nin Palmer Raporu'nu "yok hükmünde" sayması da pek bir anlam ifade etmiyor.
Türkiye bazı tezlerini dinlendiriyor
Başbakan Erdoğan'ın İspanyol Başbakanı Zapatero ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada "Teröre karşı en önemli silah medeniyetler ittifakı" ve "Şunu herkesin görmesi gerekiyor; dünya artık iki kutuplu, soğuk savaş parametrelerinin geçerli olduğu bir dünya değil." ifadelerini kullanmış, bu ifadeler Batı'nın argümanlarının ifşası gibi algılanmıştı. 11 Eylül sonrasında İslami terör heyülasını tedavüle sokarak, yeni bir tahakküm anlayışına geçen küresel güçlerin buy ittifaktan ne umdukları ortada. Asıl soru Türkiye'nin bu ittifaktan ne anladığı, Batı'dan farklı olarak düşünüp düşünmediği.